Haftalık Bülten | 16-22 Subat

İstanbulda, bu hafta karın etkisi oldukça fazlaydı. Haftanın üç günü işe giden, üç günü evden çalışan ve bir günü de okula giden biri olarak bu durum beni bile etkiledi. Her ne kadar evde normalden daha fazla vakit geçirmiş olsam bile bu benim verimliliğimi çok iyi etkilemedi. Dönüp baktığımda diğer haftalarıma nazaran daha verimsiz bir hafta geçirdiğimi görüyorum. Yine de bu hafta nelerin dikkatimi çektiğini özetlemeye çalışayım.

Ingilizce Blog Yazmak

İnglizce ile ilgili büyük bir problemim yok ama iş yazmaya geldiğinde çekiniyorum. Gerçi bir ara konuşma ile ilgili problemlerim vardı ama speaking konusunda bana yardımcı olan hocam Allison sağolsun bu problemlerin üzerinden geldim. Yazma kısmında ise çekindiğimdem, her ne kadar doğru cümleler kurmuş olmsam bile bol bol google ile arama yapmak durumunda kalıyorum. Bir de bunun yanı sıra imla ve yazım hatalarım var. Daha Türkçe yazarken hatasız yazamıyorum, ingilizce de siz düşünün. Ama hedefim blog yazılarını ingilizce yazmak. Hem kendim pratik yapmış olurum, hem bakarsınız daha fazla kişiye ulaşabilirim.

Grammarly

İmla ve yazım hatalarını engellemek için bir arkadaşım Chrome eklentisi tavsiye etti. Grammarly iddia ettiğine göre en iyi grammar chechking aracı. Şöyle bir kullandığımda gerçekten çok yararlı olduğunu gördüm. Verdiği öneriler çok yerinde. Eğer olurda blog yazılarımı ingilizce yazmaya başlarsam yüzde yüz çok işime yarayacak bir araç.

Writefull

Fakat, Grammarly ingilizce yazma ile ilgili tüm sorunlarımı çözmüyor. Hala sık sık google ile yazdıklarımı teyit ettirme sorunum var. İşte Writefull uygulaması ise tam bu soruna yönelik. Size belirli istatiklerde hangi kalıpların daha sık kullanıldığını, hangi kalıp yerine neyi kullanmanız gerektiğini ya da bir kelimenin eş anlamlısı gibi bilgiler veriyor. Güzel yanı hemen hemen tüm uygulamalarla entegre çalışabiliyor. Şimdilik sadece Mac için olsa da Windows uygulaması da önümüzdeki hafta yayına alınacakmış. Daha tam test etmeye fırsatım olmadı ama eğer hedeflediğim gibi ingilizce blog yazmaya başlarsam verimliliğimi çok arttıracak.

Kendine Güvenmekte Önemli

Aslına bakarsanız ingilizce blog yazmamın önündeki en büyük engellerden biri kendime güvenmemem. Baktığım zaman yazdıklarım da o kadar büyük hatalar ya da sorunlar olmuyor. Genelde kendime güvenmediğim için yurt dışından birileri ile mailleşirken bir kaç kere kontrol ediyorum ya da ettiriyorum. Aldığım geri bildirimler doğrultusunda o kadar da yanlışım çıkmadığı kanaatine vardım. Fakat işte yine de kendime güvenme ile iligli bir bariyerim var ve bunu aşmam gerekiyor. Özellikle blog yazma üzerine. Bir arkadaşım aşağıdaki Ted konuşmasını seyretmemi önerdi. Hani gaza gelmedim de değil.

Tazeler

  • TodoMVC: Çok güzel düşünülmüş ve hazırlanmış bir kaynak deposu ya da sitesi. Uygulamanızın web arayüzünü JavaScript kullanarak geliştirmeye mi karar verdiniz, fakat hangi framework’u kullanmanız gerektiğini mi bilmiyorsunuz, TodoMVC tam bu sorununuzu çözmeye yönelik. Aynı TODO uygulamasını bir çok JavaScript ve JavaScript’te derlenen dillerde ve frameworklerde geliştirmişler. Siz içinden beğendiğinize bakıp inceleyip fikir edinebiliyorsunuz. Bu siteye tamamen tesadüfi geldim. Aklımda, yine localStorage ve AngularJS kullanarak bir Tutorial yazı dizisi yazma fikri geldi. İnternette kimler yapmış, nasıl yapmış, eksik yanları neler falan diye araştırırken bu siteye denk geldim. Gayet güzel olmuş ve iyi kötü bir fikir veriyor insana. İleride kendi yazı dizimi yazarken belki buradaki tasarımdan faydalanırım. Çok hoşuma gitti …
  • Failswitch: Şu ara tam ihtiyacım olan şey. Belki farketmişsinizdir, blogum sık sık çöküyor. Sunucuya virüs girmiş ama nereden girmiş tespit edilemiyor. Yedek al git başka yere kur falan da çok zaman alacağından şimdilik böyle idare ediyorum. Neyse, Failswitch sizin için sitenizin static yedeğini alıyor. Eğer bir hata ile karşılaşırsanız, failswitch devreye giriyor ve static içeriği göstermeye devam ediyor. Böylelikle kısmen de olsa erişilebilirliği korumuş oluyorsunuz.
  • DocumentaryAddict: Ahh hangimiz belgesel hastası değiliz ki… Bu site işte tam bizlik tam. Şaka bir yana çok güzel düşünülmüş bir site. Girip içerisinden merak ettiğiniz konulara ilişkin belgeselleri seyredebiliyorsunuz. Çoğu belgesel youtube’ta da var ama liste halinde elinizin altında bulunması güzel. (Bu arada bu sitede yok ama şöyle güzel bir seri var, Fake or Fortune?, sanat üzeirne güzel bir bbc yapımı, belgesel-macera tadında ,özellikle s02e03: Van Dyck: What Lies Beneath güzeldi) (Bir de unutmadan söyleyeyim, şöyle de bir seri var. Bu daha belgesel tadında üstadları inceliyor üniversitede seyretmiştim yine bbc yapımı, Simon Schama’s Power of Art, özelllikle Bernnini kısmını tavsiye ederim. Bu da yok ama olsun.)
  • CogniToys: Bu haftanın en ses getiren ürünlerinden biri. Çocuklar için düşünülmüş aıllı oyuncak. IBM Watson teknoloji kullanılarak geliştirilmiş. Çocuklarla sohbet ediyor, çocuklara soru soruyor. Örneğin sevdiği rengi tutup daha sonrasında bu reng üzerinden sorular soruyor. Akıllı bir oyuncak işte. Aritmatik işlemler soruyor falan. Aynı şekilde çocuğun sorduğu sorulara da cevaplar veriyor. Ebevevynler ise istediklerinde çocuklarının ne sorduğunu ve oyuncağın şekilde cevap verdiğini takip edebiliyor. Şu anda kickstarter projesi halinde.
  • Beam: Başka bir kickstarter projesi. Herhangibir ampül gözüne (duy mu deniyor işte neyse) takılabilen ve yeri geldiğinde led lamba yeri geldiğinde ise projektör olarak kullanılabilecek bir cihaz. Düşünün masanızda çalışıyorsunuz. Masa lambanıza bu cihazdan taktınız. Sonra biri geliyor işte bişeyler göstereceksiniz, lambanızı çeviriyorsunuz görüntünüzü aktarıyorsunuz ve sunuma başlıyorsunuz. İçerisinde android işletim sistemi olan bir bilgisayar var, wireless üzerinden görüntüyü aktarıyorsunuz.
  • Peak: Peak takım için haberleşmede kullanılabilecek çok güzel bir araç. Haberleşmeden ziyade takip etmek diyelim. Örneğin iş yerinizde GitHub, Jira, Hudson ve Dropbox kullanıyorsunuz. Peak size bir timeline sağlıyor ve siz bu timeline üzerinden kimin ne zaman ne yaptığını anında görüyorsunuz. Gidip birine şunu yaptın mı diye sormanıza gerek yok, bakıyorsun timelinedan.
  • 10at10to10: Kullanışlı mı çok kullanışsız bir türlü karar veremediğim bir ürün. Dağıtık takımlar için geliştirilmiş. Her gün stand-up meeting yapmak yerine hergün, dün ne yaptığınız, bugün ne yapacağınız ve engelleriniz üzerine bir form dolduruyorsunuz. Böylelikle tüm takım haberdar oluyor. Kulllanışlı mı? Bence değil. Ama dağıtık takımların belki işine yarıyabilir. CSM olarak ben tercih etmem.
  • Short: Ben okunmayı bekleyen şeyler için Pocket kullanıyorum. Kimi var instapaper kullanıyor. Kimi de başka şekiller de yönetiyor sonra okumak istediği makaleleri. Short ise buna başka bir çözüm sunuyor. Kullandığınız servis hesaplarınızda biriktirdiğiniz makaleleri sizin için süre bazında kategorize ediyor. İki dakikadan az sürede okunacakalr, 5 dakikada, 10 dakikada okunacaklar gibi. Böylelikle sizde kendi zamanınıza göre makele seçebiliyorsunuz.

Son

Açık konuşmak gerekirse, her hafta bir özet yazısı yazmak sandığım kadar kolay değilmiş. Her geçen hafta daha da zorlanıyorum. Umarım devam ettirebilirim.

End Of Line

  1 Comment

  1. Bahadır AKIN   •     Yazar

    Test

Yorumlama kapalıdır.